Arrival ve Birtakım Piyasa Değerlendirmeleri


Ted Chiang'ın "Story of Your Life" adlı öyküsünden uyarlanmış, Denis Villeneuve'un yönettiği ve başrollerini Amy Adams ve Jeremy Renner'ın paylaştığı 2016 yapımı bilimkurgu filmi Arrival 'first contact' olayını daha insani ve felsefik bir boyutta inceliyor.

Yazıya Arrival'dan bahsetmek için başladım ama farklı bir konuya değinmek istiyorum. Geçenlerde kendimce bir aydınlanma yaşadım. Piyasada orijinal film yok. Gerek televizyonda gerek beyaz perdede herkes kendinden öncekileri harmanlayıp, adeta izleyici salak yerine koyarak, önümüze sunuyor. Kimse riske girmiyor, kimse kendini ispatlamıyor. Bizler de her seferinde 'belki bu farklıdır' diyerek oturuyoruz ekranlar başına. Aydınlanmayı Oblivion, Ready Player One ve Jurassic World: Fallen Kingdom filmlerini izledikten sonra yaşadım. Bu basit sonuca varabilmem için elli tane film izlemem gerekmesi tamamen benim kalın kafalığım. Oblivion, yönetmenin kendi yazdığı çizgi romandan esinlenmiş bir film. Nereden baksanız 10 farklı filmle benzerlik gösteriyor. Önceden izlediğimiz filmlerin 2 saatlik bir özeti gibi. Distopya, savaş, uzay, bunlar iyi satıyor ya ondan herhalde böyle bir film çıkmış ortaya. Ready Player One, kitaptan uyarlama ve Steven Spielberg üstadımızın eseri. Filmin içi dışı popüler kültürle dolu. Bir referanstan diğerine koşuyoruz. Ama bu kadar. Filmin başında baş karakterimiz derdini anlatıyor ve daha sonra filmin iskeletinde ufak bir şaşkınlığa bile yol açacak herhangi bir şey görmeden, risksiz tabiri caizse kılçıksız bir yapım izliyoruz. Çünkü para kazanmak için senaryo ya da estetik bir çekim değil zengin görsel efekt ve herkesin bildiği şeylerden bahsetmek yeterli. Jurassic Park serisi bize başından beri pek bir şey vadetmiyordu zaten. Dinozorlar geri geldi, kötü insanları yiyorlar, hep beraber koşuyoruz, manyağın biri koca koca dinozorlarla ekonomik çıkar elde etmeye çalışıyor, sonra onu da yiyorlar... Güzel bir aksiyon serisi mi evet, o yüzden her filmini zevkle izledim. Peki sorun ne? Dinozor, aksiyon, ortalıkta koşuşturan yakışıklı başrol seviyoruz diye yine izleyiciyi adeta salak yerine koyup zayıf bir senaryoyla bizleri karşılıyorlar. Koskoca dağ patlıyor, bir adım ötende lavlar dalga dalga üstüne geliyor ve bir gram bile terlemiyorsun ya da kocaman dinozor bacağını deldiği halde çatılara tırmanıyorsun. Sen öyle boş boş koşuşturan dinozorları çeksen bile izleyecek kemik bir kitlen varken ve aşırı başarılı görsel efektler kullanıyorken sırf iyi adamlar ölmesin diye sergilenen saçma sapan sahneler çok can sıkıcı. Ve belki de orijinal içerikten sonraki en büyük sorun olan politik doğruculuk bu 3 filmin ortak noktasını oluşturuyor. Ölen biri ölü kalmalı, gezegensel bir sorunu 4-5 çocuk çözememeli veya doğanın çoktan elediği bir tür 'onlar da canlı be abla' mantığıyla serbest bırakılmamalı. Ama bir filmi sadece izlemek için izleyen kitle mutlu sona aç. 

İşte bu tarz temel sorunların olduğu bir piyasada Arrival solan umutları yeşertiyor. Mantıklı düşünecek olursak, uzaylılarla ilgili para kazandıracak bir film bilimsel ve felsefik ögelerden ne kadar mahrum bırakılırsa o kadar daha fazla izleyiciye hitap eder. Burada vermeniz gereken bir karar var; kafayı çalıştırıp sorular sorduracak bir film mi yapmalıyım yoksa 2 uzaylı 3-5 silahla görsel efekt fışkırtan garanti bir film mi? Arrival temelinde Sapir-Whorf hipotezini barındıran ve determinizm hakkında düşündüren bir film. Burada hipotezden bahsetmek veya bilimsel ve felsefik açıdan ne kadar doğrudur tartışmak istemiyorum çünkü film bence izleyicinin kendi bakış açısıyla şekillendirebileceği bir film. Evet filmin sağlam bir temeli ve sağlam adımlarla oluşturduğu gelişim aşaması var ancak nasıl doğru ve yanlış gibi basit terimlerin tanımını bir genellemeyle yapamıyorsak bu filmde de yaşanan olaylara ve verilen kararlara genel bir açıdan yaklaşıp sonuca varmak mümkün değil. Başarılı bir senaryonun yanısıra yönetmenin zekası, Amy Adams oyunculuğu ve harika bir şekilde harmanlanmış gerilim-müzik ikilisi sayesinde filmi kapattıktan sonra adeta bir başyapıt izlediğimi fark ettim. 

Mutlaka izleyin, izlettirin. Umarım böyle farklı filmler başımızdan hiç eksik olmaz.

İyi seyirler.

Yorumlar

Popüler Yayınlar