Life
Uzay, uzaylı ve ölüm-kalım mücadelesi sevenler eklesin.
Selam, bu yazımda Life'ı inceleyeceğiz. Yazı spoiler içerir.
Yönetmenliğini Daniel Espinoza'nın yaptığı 2017 yapımı bilimkurgu/gerilim filminde Ryan Reynolds, Rebecca Ferguson ve Jake Gyllenhaal gibi bilindik isimleri görüyoruz. Öncellikle şunu belirtmem lazım Life izleyiciye yeni bir şey sunmuyor, Gravity-Alien karışımı bir film. O yüzden beklentiyi çok yükseltmeyin. Ama gerilim ögesi, klostrofobik mekanlarla ve başıboş bir uzaylının etrafta dolanıyor olduğu gerçeğiyle harika işlenmiş.
Geldik bol spoilerlı kısma. Benim gibi kendini bilim insanı adayı olarak gören biri için laboratuvarda hücreyi tanıma aşamaları oldukça heyecan vericiydi. Ama bir sıkıntımız var. Gerçekten bir canlı bulsak ve incelemeye kalksak onu uyandırana kadar fütursuzca sıcaklıkla, oksijen ve glikoz miktarıyla oynayıp elektrik verir miyiz? Her şeyden önce adam UZAYLI. Hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğin bir canlıya böyle mi davranırsın? Evet film 2 saat olayların hızlı gelişmesi gerekiyor ama belki de filmde bu konunun işlenişi yapılmış en büyük hata olabilir. Her neyse bu detayı geçtikten sonra laboratuvar sahnesinin harika olduğunu belirtmek istiyorum. Başta minnacık bir yapıydı insanın evde besleyesi geliyor ta ki sonraki korkunç adam dövme, absorbe etme ve adeta içini emcükleme sahnelerine kadar. Belirtmem lazım uzaylımızın, bundan sonra kendisine Calvin diyeceğiz, bütün sahneleri görsel açıdan aşırı başarılı. Filmin tamamını anlatmak istemediğim için bazı ayrıntıları (özellikle Ryan Reynolds hakkında olanları) geçiyorum.
Giriş aşaması uzaylının keşfi ve güçlenmesi. Gelişme aşaması için mürettebatın sırayla ölmesi. Buradaki güzel ayrıntılardan biri önemsiz adamların önce ölmesi gibi bir durumun söz konusu olmaması. Çoğu filmde gördüğümüz filme ilk ölmeleri için yerleştirilmiş karakterler burada yok. Calvin rütbe sırası dinlemiyor maşallah. Koşturmaca, can korkusu vesaire çok güzel işlenmiş ancak bir sorun daha var: duygusallık. Calvin milletin anasını ağlatıyor bunlar da duygusal konuşmalar, pencereden uzun uzun dışarı bakmalar falan peşinde. Amaç gerçekçi olmaksa bu amaçla uzaya giden insanların duygusal olma durumları söz konusu mudur? Bence değildir. Sonuçta dünyadan uzakta ve tek başına mücadele etmen gereken bir ortamdan bahsediyoruz. Diğer mesele de 'yaşamak için öldürmek'. Aslında bu olaya iki bakış açısıyla bakmak lazım. İstasyondakiler kendilerini adeta avlayan bir şeye karşı nefret duymakla ve öldürmek istemekle o kadar haklılar ki. Ama bir de Calvin'in yerine koyun kendinizi. Belki de yüzyıllardır uykudasınız ve birileri size uygun bir ortam sağladıktan sonra elektrik vermek suretiyle dürtüyor. Beslenmeniz şart. Ne yapacaksınız güzellikle bana oradan iki doz glikoz yolla sonra sen sağ ben selamet diye ayrılacak mısınız? Yemek için onca hayvanı kesip doğrarken onların ne düşündüğü ya da bunu isteyip istemedikleri umrumuzda mı? Bence aynı hesap. Oo yoksa vejetaryen mi oluyorum? Asla. Ve geldik sonuç aşamasına. Başta dediğim gibi film yeni bir şey sunmuyor, klasik uzay-uzaylı filmi. Belki de senaryo açısından bizi tek yanıltan kısım sonu. Acaba ikinci film çıkar mı?
Şimdi filmin sonu hakkında diyecek iki çift lafım var. Öncellikle Calvin adeta evladıymış gibi sahiplenen adamı bile gözünü kırpmadan öldürmüşken David'i (Gyllenhaal) inene kadar nasıl öldürmedi? Hatırlarsanız David muayene olurken doktor radyasyon seviyesinden ve birtakım başka sorunlardan bahsetmişti. Acaba radyasyon zararlı da ondan mı öldürmedi diyeceğim ama Calvin uzay boşluğunda vücudunda depoladığı oksijenin de sayesinde hoplayıp zıplıyordu yani orada radyasyondan koruyan bir şey yoktu. Of o zaman neden öldürmedi? Eğer ikinci bir film yapılırsa David'in üstünde test yapın sayın bilim insanları. Bir de Calvin hakkında en çok merak ettiğim bir konu da üremesi. Yedin bitirdin milleti ama bir üreme belirtisi göstermedin be Calvin. İşin tuhaf yanı bu konu uzay üssündeki kimsenin aklına gelmedi. Hadi her şey yolunda gitseydi David uzay boşluğunda Calvin ile takılsaydı da diğer pod dünyaya gelseydi bile gelen podun ya da Miranda'nın üstünde (hatırlayacaksınız koluna falan sarılmıştı) Calvin'in yumurtası vb. bir şey taşıma olasılığı yok muydu? Böyle filmlerde eksiklikler görmek beni üzüyor.
Bir de sonu dışında Tess Gerritsen'in Yörünge kitabına da oldukça benzettim filmi. Diyeceğim o ki konu klasik, görüntüler hoş, alanının en başarılı filmi kesinlikle değil ama bilimkurgu ve gerilimi güzelce harmanlamış bir film. Sana puanım 6.5 Life. Umarım bununla yaşayabilirsin.
Yönetmenliğini Daniel Espinoza'nın yaptığı 2017 yapımı bilimkurgu/gerilim filminde Ryan Reynolds, Rebecca Ferguson ve Jake Gyllenhaal gibi bilindik isimleri görüyoruz. Öncellikle şunu belirtmem lazım Life izleyiciye yeni bir şey sunmuyor, Gravity-Alien karışımı bir film. O yüzden beklentiyi çok yükseltmeyin. Ama gerilim ögesi, klostrofobik mekanlarla ve başıboş bir uzaylının etrafta dolanıyor olduğu gerçeğiyle harika işlenmiş.
Geldik bol spoilerlı kısma. Benim gibi kendini bilim insanı adayı olarak gören biri için laboratuvarda hücreyi tanıma aşamaları oldukça heyecan vericiydi. Ama bir sıkıntımız var. Gerçekten bir canlı bulsak ve incelemeye kalksak onu uyandırana kadar fütursuzca sıcaklıkla, oksijen ve glikoz miktarıyla oynayıp elektrik verir miyiz? Her şeyden önce adam UZAYLI. Hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğin bir canlıya böyle mi davranırsın? Evet film 2 saat olayların hızlı gelişmesi gerekiyor ama belki de filmde bu konunun işlenişi yapılmış en büyük hata olabilir. Her neyse bu detayı geçtikten sonra laboratuvar sahnesinin harika olduğunu belirtmek istiyorum. Başta minnacık bir yapıydı insanın evde besleyesi geliyor ta ki sonraki korkunç adam dövme, absorbe etme ve adeta içini emcükleme sahnelerine kadar. Belirtmem lazım uzaylımızın, bundan sonra kendisine Calvin diyeceğiz, bütün sahneleri görsel açıdan aşırı başarılı. Filmin tamamını anlatmak istemediğim için bazı ayrıntıları (özellikle Ryan Reynolds hakkında olanları) geçiyorum.
Giriş aşaması uzaylının keşfi ve güçlenmesi. Gelişme aşaması için mürettebatın sırayla ölmesi. Buradaki güzel ayrıntılardan biri önemsiz adamların önce ölmesi gibi bir durumun söz konusu olmaması. Çoğu filmde gördüğümüz filme ilk ölmeleri için yerleştirilmiş karakterler burada yok. Calvin rütbe sırası dinlemiyor maşallah. Koşturmaca, can korkusu vesaire çok güzel işlenmiş ancak bir sorun daha var: duygusallık. Calvin milletin anasını ağlatıyor bunlar da duygusal konuşmalar, pencereden uzun uzun dışarı bakmalar falan peşinde. Amaç gerçekçi olmaksa bu amaçla uzaya giden insanların duygusal olma durumları söz konusu mudur? Bence değildir. Sonuçta dünyadan uzakta ve tek başına mücadele etmen gereken bir ortamdan bahsediyoruz. Diğer mesele de 'yaşamak için öldürmek'. Aslında bu olaya iki bakış açısıyla bakmak lazım. İstasyondakiler kendilerini adeta avlayan bir şeye karşı nefret duymakla ve öldürmek istemekle o kadar haklılar ki. Ama bir de Calvin'in yerine koyun kendinizi. Belki de yüzyıllardır uykudasınız ve birileri size uygun bir ortam sağladıktan sonra elektrik vermek suretiyle dürtüyor. Beslenmeniz şart. Ne yapacaksınız güzellikle bana oradan iki doz glikoz yolla sonra sen sağ ben selamet diye ayrılacak mısınız? Yemek için onca hayvanı kesip doğrarken onların ne düşündüğü ya da bunu isteyip istemedikleri umrumuzda mı? Bence aynı hesap. Oo yoksa vejetaryen mi oluyorum? Asla. Ve geldik sonuç aşamasına. Başta dediğim gibi film yeni bir şey sunmuyor, klasik uzay-uzaylı filmi. Belki de senaryo açısından bizi tek yanıltan kısım sonu. Acaba ikinci film çıkar mı?
Şimdi filmin sonu hakkında diyecek iki çift lafım var. Öncellikle Calvin adeta evladıymış gibi sahiplenen adamı bile gözünü kırpmadan öldürmüşken David'i (Gyllenhaal) inene kadar nasıl öldürmedi? Hatırlarsanız David muayene olurken doktor radyasyon seviyesinden ve birtakım başka sorunlardan bahsetmişti. Acaba radyasyon zararlı da ondan mı öldürmedi diyeceğim ama Calvin uzay boşluğunda vücudunda depoladığı oksijenin de sayesinde hoplayıp zıplıyordu yani orada radyasyondan koruyan bir şey yoktu. Of o zaman neden öldürmedi? Eğer ikinci bir film yapılırsa David'in üstünde test yapın sayın bilim insanları. Bir de Calvin hakkında en çok merak ettiğim bir konu da üremesi. Yedin bitirdin milleti ama bir üreme belirtisi göstermedin be Calvin. İşin tuhaf yanı bu konu uzay üssündeki kimsenin aklına gelmedi. Hadi her şey yolunda gitseydi David uzay boşluğunda Calvin ile takılsaydı da diğer pod dünyaya gelseydi bile gelen podun ya da Miranda'nın üstünde (hatırlayacaksınız koluna falan sarılmıştı) Calvin'in yumurtası vb. bir şey taşıma olasılığı yok muydu? Böyle filmlerde eksiklikler görmek beni üzüyor.
Bir de sonu dışında Tess Gerritsen'in Yörünge kitabına da oldukça benzettim filmi. Diyeceğim o ki konu klasik, görüntüler hoş, alanının en başarılı filmi kesinlikle değil ama bilimkurgu ve gerilimi güzelce harmanlamış bir film. Sana puanım 6.5 Life. Umarım bununla yaşayabilirsin.

Yorumlar
Yorum Gönder